| EBCED HESABI |
| Yazar Administrator | |
| Çarþamba, 02 Temmuz 2008 | |
|
EBCED HESABI : "Ebced" kelimesi, Arap alfabesindeki harflerin kolay ezberlenebilmesi için, harflerin birleþtirilmesiyle meydana gelen 8 anlamsýz kelimenin ilkidir. Ebced, ilk kelimenin adý olduðu gibi, ayný zamanda diðer kelimelerin tümünün de adýdýr. Yani ebced, eski alfabeye verilen addýr. "Abcad, ebicad, ebiced ve abucad" da denmesine raðmen tutunmuþ þekli ebcedir. 8 anlamsýz kelime soldan saða doðru þöyle sýralanýr: Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Sa'fas, Karaþet, Sehaz ve Zazað. Son kelime "Zazýðlen" veya "Zazaðlen" þeklinde de okunmuþtur. Ebcedin menþei hakkýnda çok þeyler söylenmiþtir. Bunlarýn pek çoðu rivayetlerden oluþmaktadýr. Alfabeyi oluþturan 8 kelimenin ilk 6'sýnýn Medyen ülkesinin krallarýnýn adlarý olduðu; 6 þeytanýn adý olduðu; haftanýn günlerinin her birinin adý olduðu; ilâhî isimlerin baþ harfleri olduðu; Hz. Adem 'in cennetten kovuluþunun evreleri olduðu; Ýlâhî emirleri ve yasaklarý verdiði; Pers hükümdarý Sâbûr'un çocuklarýnýn adlarý olduðu vs. gibi birbirinden farklý rivayet ve yorumlara konuyla ilgili kaynaklarda sýkça rastlanmaktadýr. Bunun yaný sýra ebcedi dinî motiflerle açýklayan kaynaklar da vardýr. Ebcedin en büyük özelliði "Ebced hesabý" adý verilen bir iþlemde kullanýlmasýdýr. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayý deðeri vardýr ve bu deðerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok iþlemler yapýlmýþtýr. Ýþte bunlarýn her birine bu hesabýn adý verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1'den 9'a, 10'dan 90'a, 100'den 1000'e doðru numaralandýrýlýr. Ayrýca bu alfabede gözükmeyen "pe" harfi "be " gibi, "çe" harfi de "cim" gibi kabul edilerek onlarýn sayý deðerlerini alýr.Eskilerin "hisâb el-cümel" dedikleri, ebced hesabýnýn 4 çeþidi vardýr: "Büyük", "en büyük", "küçük" ve "en küçük" ebced hesabý. Yukarýdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alýnmýþ, ama bugün küçük ebced (cümelsaðir) olarak deðerlendirilmektedir.Kullanýldýðý Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-Ýslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayýlan bir kullanýmý ortaya koymuþtur. Rakamla ifâde edilecek þeyler yazýyla, yazýyla ifâde edilecek þeyler de rakamla sembolize edilir olmuþtur. Kullanýldýðý yerler kýsaca þöyle sýralanabilir: Günlük ihtiyaçlarda : Özel notlar ve ticarî iliþkilerde kullanýlmýþtýr. Meselâ: 100 akçe alacaðý olan birisi alacaklý olduðu kiþiye bir kaðýt üzerinde bir kaf harfi yazýp gönderince hem alacaðýný istemiþ, hem de konuyu aracýdan saklamýþ oluyordu. Ýsim sembolü olarak : Ýki veya daha fazla kelimenin sayý deðerlerinin ayný olmasýndan istifadeyle birini söylemekle diðeri kastedilmiþ kabul edilerek halk arasýnda kullanýla gelmiþtir. Meselâ: "Muhammed" kelimesi 92'dir. "Aman' kelimesi de 92'dir. "Mevlevî" kelimesi de 92' ettiðinden bu kavramlar arasýnda bir alaka kurulmuþtur. En meþhurlarýndan biri þudur : Aman lafzý senin ism-i þerîfinle müsavidir Anýnçin aþýkýn zikri amandýr ya Resulullah .Keza bu konuda ilim = amel = say kelimelerinin sayý deðeri 140'dýr. Hem sayý deðeri itibariyle hem de anlamca aralarýnda bir irtibat vardýr. Hilâl, lâle ve Allah lafzý da sayý deðeri bakýmýndan 66 etmektedir. Bu husustan dolayý kültürümüzde hilâl ve lâleye daha özel bir yer verilmiþtir. Çocuða isim verilirken : Doðum tarihinin bir kelime veya bir, iki isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuðun doðduðu seneyi ebced hesabýyla verirse, o isimlerden biri çocuða verilmiþtir. Meselâ: H. 1311'de doðan çocuða "Mahmud Bahtiyar", "Süleyman Hurþid", "Yusuf Mazhari', "Ömer Rýza" ve "Recep Servet" gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü bunlarýn her biri 1311 etmektedir. Kitap ve Makalelerde : Eskiden kitaplarýn önsöz, giriþ, takdim sayfalarý ile numara almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandýrýlmýþtýr. Kitaplarýn ay ve sene kayýtlarý, yazý bölümleri ve madde baþlýklarý hep ebced düzenine göre tanzim edilmiþtir. Resmi devlet kayýtlarýnda : Devlet arþivlerinde yer alan birçok resmî belgeler, tutanaklar, fezleke ve mazbatalar, tarihler baþta olmak üzere vak'anüvis kayýtlarý, vakýf kayýtlarý ile sayým ve envanter hesaplarý hep bu hesaba göre tanzim edilmiþtir. Ýlimlerde : Fizik, matematik, geometri ve astronomide sýkça kullanýlmýþtýr. "Sa'fas" kelimesinin harfleri kullanýlmýþtýr. Astronomide büyük rakamlar "ðayn" harfinin birkaç tekrarý ile de saðlanabilmiþtir. Ebced hesabý, musikide de kullanýlmýþtýr. Buna göre sesler ve perdeleri ebced alfabe düzeninden istifade edilerek oluþturulan bir "ebced notasý" ile belirlenmiþtir. Bu hesabýn en çok kullanýldýðý yerlerden biri hiç þüphesiz mimarlýk týr. Özellikle Mimar Sinan, eserlerinde, boyutlarýn modüler düzeninde çok sýk kullanýlmýþtýr. Temeli Ýslâmi kavramlardan oluþan bu hususa birkaç misal verelim: Süleymaniyede zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66 arþýn yüksekliktedir. Ebced'e göre "Âdem' 45, "Allah" lafzý da 66 etmektedir. Yine Selimiye'de de kubbeyi taþýyan 8 ayaðýn merkezlerinden geçen dairenin çapý 45 arþýndýr. Kubbe kenarý zeminden 45, minare alemi buradan itibaren 66 arþýndýr. Süleymaniye ve Selimiye'nin görünen silüetleri 92 arþýndýr ki, bu da "Muhammed" kelimesinin karþýlýðýdýr. Cifr ve Vefk ilimlerinde : Ebced hesabý ayrýca cifr, vefk gibi ilimlerde, astrolojide, define aramada da kullanýlmýþtýr. Tasavvuf ve Din ilimlerinde : Ebced hesabýnýn tasavvuf ve din ilimlerinde kullanýldýðýna þahit olmaktayýz. Özellikle "Kelime-i Tevhid" veya "Esmâ-i Hüsn"a"dan bir ismin kaç aded zikr edileceði ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur'an tefsirlerinde ve hatta Kadir gecesinin tayininde de ebcedin kullanýldýðýný bilmekteyiz. Tarih düþürmede : Ebced hesabýnýn en fazla en fazla kullanýldýðý yer hiç þüphesiz tarih düþürmedir. Bunun için o olayýn tarihini verecek ustalýklý bir kelime veya mýsra söylenir ki, hesaplandýðýnda o olayýn tarihi ortaya çýkar. Ýþte "tarih düþürme sanatý" adý verilen bu sanat divan edebiyatý boyunca kullanýlmýþ ve bütün kültür varlýklarýmýzýn kitabelerinde yer almýþtýr. Eski ve gelecek olaylarýn tarihlerini bulmada : Özellikle Kuran-ý Kerim ve hadislerden yapýlan çalýþmalarla geçmiþ ve gelecek olaylara ait tahminler yapýlmýþtýr. Ýstanbulun Fethinin "beldetun tayyibetun..." cümlesinden çýkartýlmasý gibi. Bediüzzaman said-i Nursi'nin Sikke-i Tasdik-i Ðaybi adlý eserinde bununla ilgili çok sayýda örnek bulunmaktadýr. |
|
| Son Güncelleme ( Çarþamba, 02 Temmuz 2008 ) |